Hava verisi ve FAO-56 Penman-Monteith denklemi, ağacın ne kadar su kullanması gerektiğine dair bir beklenti üretir. Ama model bir tahmindir: kök sağlığı, toprak tuzluluğu ya da ağacın kendine özgü yapısı hesaba katılamadığında sapabilir. Sap flow sensörü ise gövdenin iletken dokusundan geçen suyu ısı darbesiyle ölçer.
Asıl güç, hesaplanan beklenti ile gövdeden gerçekten geçen suyu aynı zaman çizgisinde karşılaştırabilmektir; ROOTLINQ bu karşılaştırmayı toprak nemi ve dendrometreyle birlikte yapar. İkisi uyuştuğunda sulama hesabına güvenilir; ayrıştıklarında aradaki fark, fazla ya da eksik sulamanın ilk işaretidir.
Sap flow probu (araştırma): ortada ısıtıcı, üstte ve altta sıcaklık iğnesi; ısı oranı yöntemi.
Sap flow’un değeri yalnızca yeni bir sensör eklemekten gelmez; modelin öngördüğü su kullanımı ile gövdede gözlenen su taşınımının aynı yönde değişip değişmediğini görebilmekten gelir. Bunun için ölçüm yöntemini de doğru anlamak gerekir, çünkü probdan çıkan ham değer ile “bu ağaç bugün şu kadar litre su kullandı” cümlesi arasında birkaç hesap adımı vardır.
Gövdeye yerleştirilen ortadaki iğne kısa bir ısı darbesi verir; üstteki ve alttaki iğneler bu ısının nasıl yayıldığını ölçer. Su yukarı aktıkça üst iğne alttakinden daha çok ısınır ve ısı oranı yöntemi bu farktan akış hızını hesaplar. Sensör ağacın su tüketimini doğrudan ölçmez: önce bir sıcaklık tepkisi ölçülür, sonra yöntemin denklemi ve odunun ısı iletim katsayısıyla akış hızına çevrilir; ısıtma dokuya zarar vermeyecek kadar kısa ve hafiftir.
FAO-56 Penman-Monteith ve bitki katsayısıyla hesaplanan su tüketimi (ETc) önemli bir referanstır; sap flow ise gövdedeki su taşınımının gün boyunca nasıl değiştiğini gösterir. İki zaman serisi yan yana konduğunda modelin bu ağaçtaki davranışı ne kadar iyi temsil ettiği görülür: ETc artarken akış yükseliyor mu, sabah ne zaman başlıyor, öğlen nasıl değişiyor? Model tek bir sensöre bakıp doğru ya da yanlış ilan edilmez.
Probun çevresinde ölçülen hız bütün gövdeyi temsil etmez. Ağacın taşıdığı toplam suyu tahmin etmek için suyu ileten diri odunun alanı hesaba katılır: su akışı, akış hızı ile diri odun alanının çarpımıdır. Gövde çapı ve diri odun derinliği bu yüzden ölçülür; yine de sonuç sensörün yerleşimine dair kabuller içerdiği için “gerçek su tüketimi” diye değil, tahmini su taşınımı olarak etiketlenir. Ölçüm yapılan ağaç da parseli temsil edecek biçimde seçilir.
Gece havanın su talebi azalır ve akış gündüze göre belirgin biçimde düşer; bu dönem sensörün taban çizgisini kontrol etmek için iyi bir referanstır. Ama gece akışının tam sıfır olması beklenmez: ağaç gece de biraz terler ve gündüz boşalan dokularını suyla doldurur. Gece sıfır çıkmıyor diye sensör hatalı sayılmaz; sensörün kendi geçmişine göre olağandışı bir kayma gösterip göstermediği izlenir; kayma varsa o günlerin verisi işaretlenir.
Sap flow sensörü FAO-56 hesabını gereksiz kılmaz; ikisi birbirini tamamlar. Meteoroloji modeli beklenen su talebini hesaplar, sap flow gövdedeki su taşınımını ölçer, toprak sensörü de kök bölgesindeki suyu gösterir. Üçünü aynı zaman çizgisinde görmek, toprakta su varken akışın neden düştüğünü ve sulamadan sonraki gecikmeyi anlamamızı sağlar.
Bir ağacın su durumunu tek bir sensörle açıklamak yerine farklı ölçüm katmanlarını birlikte değerlendiriyoruz. Sap flow gövdedeki su taşınımını ölçerken dendrometre gövdenin gün içindeki daralmasını, Dijital Yaprak da yaprağın tepkisini gösterir.
Toprak nemi, meteoroloji ve sulama kayıtları eklendiğinde aynı olay farklı açılardan görülür. İyi bir karar destek sistemi uyuşmayan sinyalleri gizlemez; nedenini araştırarak doğru kararı destekler. Sap flow burada modeli ağacın kendi ölçümüyle sınar.